Pages

Bu Blogda Ara

23 Mart 2016 Çarşamba

Bonjour Marseille!

Sizlere Fransa’yı ve Fransızcayı çok sevdiğimi söylemiş miydim? Biri bana Fransızca bir şeyler anlatsa, anlamadığım halde saatlerce dinleyebilirim. Vee, geçtiğimiz haftasonu Fransa’nın güneyindeydim. Marsilya. Gelir oranının oldukça düşük olduğu şehirleşme şeklinden belli oluyor. Fakat ben sevdim!
Did i ever tell you that i really love France and French? If someone tells me something in French, i can listen them for hours even i dont know the language. Aaand, i was in the South of France last weekend. Marseille. Urbanization style of the city obviously shows that the income level is so low. But, i love it!

Şehrin liman bölgesinde bir çok restaurant ve kafe var. Bunlardan birinde oturup, günlük gelen taze balığınızı yerken, bölgenin güzel şaraplarından içip, şehrin hareketini izleyebilirsiniz. Ve tam limanın meydanında klasik her şehirde olan dönme dolaptan var.  Hava güzel olduğu için, bir de yukardan güzel fotoğraflar çekebiliriz belki diye bindik. 7€’ya 3 tur yapıyor, fakat oldukça çabuk bitiyor. Ama bence güzel bir şey.
There are several cafe and restaurants at the port area of the city. You can have a seat at one of them, while you eat daily fish from the port and drink good wine of Provence, you may watch the move of the city. And there is a ferris wheel which is a cliche for every city at the port’s square. We rode that just because of the good weather and for taking some photo over it. It rides 3 times with 7 euros, but it lasts so short. But its kinda good for me.

Dönme dolabın tam orda bulunan üstü ayna kaplı bir alan var. Bu aynanın altında fotoğraf çekmezseniz, Marsilya’ya gitmiş sayılmıyorsunuz. 
There is an area with a mirror ceiling panel just next to the ferris wheel. If you dont take photos under that mirror, you wont be counted as you went to Marseille. 

Limanın bir diğer ucunda ise, tarih ile iç içe modern bir mimariyle yapılmış Mucem (Museum of the Civilisations of Europe and Mediterranean) bulunuyor. Göz alabildiğine deniz manzaralı terası, kafeler, sergi ve workshop alanları, kütüphane bulunan bu müzeye mutlaka gitmelisiniz.
At the across point of the port, Mucem (Museum of the Civilisations of Europe and Mediterranean) which is built with modern architecture style compact with history. You should definitely visit this museum which provides terrace with a sea view as far as the eye can see, cafes, exhibiton and workshop areas and library. 

Kendinizi Marsilya sokaklarında kaybetmeye hazırlanın. Opera bölgesini, La Canebiere caddesini yürüyerek gezip, kafeleri, butik mağazaları keşfetmenizi tavsiye ediyorum. 
Be prepared to be lost yourself in Marseille streets. I recommend you to discover the cafes and boutique stores with touring by feet the Opera area and La Canebiere street.

Bir sonraki postumda Marsilya akşamında gittiğimiz restaurantı anlatacağım. İlk Michelin yıldızlı restaurant deneyimim olduğu için çok heyecanlıydım, sizlerle paylaşmak için de çok heyecanlanıyorum.
I am gonna write about the restaurant where we had dinner on Marseille evening on my next post. I was super excited because of my first experience at a Michelin star restaurant, and now im so excited to share it with you too!




























Hiç yorum yok :

Yorum Gönder