Pages

Bu Blogda Ara

7 Şubat 2017 Salı

Cafe Hopping in Paris

Sizlere geçtiğimiz haftasonu Paris seyahatimde keşfettiğim mekanlardan bahsetmek istiyorum. En sevdiğim kafelerin bulunduğu bölge; Le Marais. Butik kafeler, 3. Dalga kahveciler bu mahallede çok fazla. Eğer benim gibi kahve ve kafe tutkunuysanız, kolay olsun diye otelinizi bu bölgede bile ayarlayabilirsiniz. O derece. 
I want to tell you about the cafes that i discovered last weekend on my trip to Paris. Area where the cafes which i love the most locate; Le Marais. There are too many boutique cafes, 3rd wave coffee shops in this neighborhood. If you are a fan of coffee and cafes, you can even book your hotel in this area to make it easier. That much.

İlk olarak, Ob-La-Di ‘den bahsetmek istiyorum. Zaten ismiyle direk beni etkileyen bu kafe, minik inanılmaz şirin bir mekan. Bence bu kafenin en dikkat çeken özelliği ismi ve mavi, beyaz yer döşemeleri. Tabi benim bir de, led ışıkla yazılmış detaylar oldukça hoşuma gitti. Oldukça küçük olan bu kafeye sabah ilk açıldığı saatlerde gitmeme rağmen yarım saat içinde dolmuştu bile. Gün içerisinde durumu nasıl olur bilmem ama rahat fotoğraf çekmek adına ben sabah erken saatlerini tercih ediyorum.
Firstly, i want to mention about Ob-La-Di. This cafe which has already affected me with its name, is so small and an incredibly cute spot. I guess the most conspicuous specialities of this place are its name and blue, white floor tiles. Of course, i also like the details written with led lights. Even i went this such a small cafe early in the morning, it was full in half an hour. I don’t know the situation in the day time but i prefer going in early times to take photos easily.
İkinci favori mekanım ise; Wild & the Moon! İsme bakın, nasıl da güzel değil mi? Dekorasyonu, lezzetleri de bir o kadar güzel! Botanik tarzda kafelerin çok hoşuma gittiğini anlamışsınızdır. Bu mekan da tam öyle olduğu için, çok sevdim! Ahşap ve bitkilerle donanmış, sağlıklı yiyecek içecek servis eden Wild & the Moon ‘da Banana Bread denedim ve hayatımda yediğim en güzel banana bread’di diyebilirim. Öyle şekilde yapmaya çalışacağım ben de!
My second favorite spot is; Wild & the Moon! Look at its name, how beautiful it is, isn’t it? Its decoration and flavours are also so beautiful! You know that the botanic styled cafes are my type. This place is such an example for that, so i really loved it! At Wild & the Moon which is wooden and decked with plants, serving healthy food and drinks, i tried Banana Bread and i can say, that banana bread was the most amazing one that i’ve eaten all my life. I will try to prepare one like that too!
Bir diğer mekan ise en çok bilinenlerden; Shakespear and Company. St. Germain bölgesinde olan, hem kitapçısı hem de kafesi olan bu mekan oldukça rustik ve kültür dolu bir mekan. Eğer Paris’te yaşıyor olsaydım, sık sık buraya tek başıma gider, kitabımı okurdum. Gelen kitle de oldukça entel olduğu için, tam kütüphane havasında bir mekan. Buradan, edebiyat ile ilgili hatıralık bir şeyler almayı da unutmayın ve ya 2. El bir kitap.
The other place is one of the most known; Shakespear and Company. This pretty rustic and full of culture place which is located in St. Germain has a bookstore and also a coffee shop. If i lived in Paris, i would come here often by myself, read my book. This spot is totally in a library mood because mass who come here look pretty intellectual. Don’t forget to buy literal memory or 2nd hand book.
The Broken Arm! Dekorasyonunda beni etkileyen pek bir özelliği olmasa da kahvesi oldukça lezzetli. O yüzden burada bir kahve molası vermenizi tavsiye ederim.
The Broken Arm! There is no decorational characteristic in this cafe but its coffee is pretty delicious. That’s why, i recommend you to give a coffee break here.
Bir krepçiden de bahsetmek istiyorum ; La Creme de Paris. Otelimizin tam yanında olduğu için deneme şansını elde ettik. Sadece krep üzerine olan bir mekan nasıl kötü olabilir ki? Önce tuzlu yedik; jambonlu ve emmental peynirli. Oldukça doyurucuydu. Ardından tatlımızı da yedik. Tatlı olan nutellalı ve çilekliydi ve dışarıdaki krepler gibiydi. Tuzlu olan oldukça güzel ve farklıydı. 
I want to mention about a crepe place; La Creme de Paris. We had a chance to try here because it was next to our hotel. How can a place which is only about crepes be bad? We first ate salty; with ham and emmental cheese. Was really fulfilling. After we had our dessert. Sweet one is with nutella and strawberries, so it was like the other crepes outside. Salty one was really nice and different.
Son olarak; Season! Yine Le Marais bölgesinde olan, çok hoş ve minimal bir mekan. Hem sadece kahve alıp, takılabileceğiniz küçük bir mekanı var. Hem de aynı yolda bir kaç bina yanında, büyük bir mekanı var. Tasarımına bayıldığım için fazlaca huzur buldum burada. Öğle yemeğine gitmek için güzel bir tercih olabilir. 
Last one; Season! A very nice and minimal spot which is located again at Le Marais area. There is a small one that you can drink coffee and hang . And also there is one big cafe of it 3 buildings after on the same street. 
Cafe Kitsune’ı çok duymama rağmen, Pazar günü gittiğim için kapalıydı. O yüzden bir şey diyemiyorum, ama çoğu kişiden duyduğumu söylersem; gerçekten gitmeniz gereken bir mekan.
Even though i heard a lot about Cafe Kitsune, it was close because i went there on Sunday. That’s why i can’t say anything, however if i tell you what i hear from people; that’s a place which you should really go.

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder