Pages

Bu Blogda Ara

11 Mart 2018 Pazar

Orient Express - Kars

Doğru Ekspresi turumun ilk durağı olan Erzurum’da 4 saat geçirip, trene binip Kars’a geçtiğimizden bir önceki yazımda bahsetmiştim. Kars’ı Orhan Pamuk’un Kar adlı kitabından, o kitap ile gözümde bire bir canlandırabildikten ve Çarlık Rusyası’nın mimarisinin etkilerini görebileceğimizi duyumladıktan sonra çok merak etmeye başlamıştım. Bu merakımla gerçekten aslında büyük bir beklentiyle gittim. Normalde büyük beklentilere girildiğinde, bu beklentiler karşılanmaz gibi olur ama Kars tabi ki de hayal kırıklığına uğratmadı, beklentilerimi direk karşıladı. Nasıl mı? Okumaya devam edelim. :)
I mentioned that after spending 4 hours in the first stop of my Orient Express tour; Erzurum, getting the train to Kars on my previous postI was so curious about Kars after the book named Kar by Orhan Pamuk, being able to visualise the city exactly the same and hearing the rumours about seeing the architectures remained by Russia. With my curiousity, i went there with a real expectation. Generally after big expectations, it may not meet your expectations but of course Kars didn’t dissappoint me, it met my expectations. How come? Keep reading. :)
Kars’a vardığımızda akşam olmuştu, otele eşyalarımızı bırakıp, Ocakbaşı Restoran’a gittik. Burada çok da güzel Kaz eti yeniliyormuş fakat önceden haber vermek gerekiyor. Biz haber verememiştik fakat belki şansa buluruz demiştik ama akşam geç saatlerde gittiğimiz için kalmamıştı. Ama “ejder kebabı” denedik ve ben bayıldım. Küçük et ve tavuk parçaları ile dolu kaşarlı bir pide düşünün, ama bu anlattığımdan daha güzel duranı ve daha lezzetlisi. Normal pide gibi değil pek. Mutlaka denemenizi tavsiye ederim. Yemekten sonra geç vakit olduğu için, ertesi gün ful dışarılarda olup, gezeceğimiz için enerji depolamak istedik.
When we arrived in Kars, it was evening and we left our stuffs to the hotel and then went to Ocakbaşı Restaurant. There can be found amazing goose meat here however they need to be notified before. We couldn’t notify them but we left it to the chance, however no chance on goose meat due to going there in the late evening. But, we tried “dragon kebab” and i loved it. Think about some pita full of small pieces of chicked and red meat with cheese, but this one is better looking and more delicious than i could explain. It was not like a standard pita. I strongly recommend you to try this. After our dinner because of the late time, we wanted to store some energy up because we would be outside all day long on the following day.
Otelden ayarladığımız bir araç ve şoför ile, sabahın ilk ışıklarında Ani Harabelerine gittik. Kars merkezden 40 dakika kadar sürüyor ve özel araçla daha rahat gidebileceğinizi söyleyebilirim. Burada görmeyi en çok istediğim yerlerden biriydi. O kadar erken gitmişiz ki, Ani’de hiç bir turist yoktu. Bir tek biz vardık. Çok rahat fotoğraf çekip rahatça gezebildik. Ani, M.Ö. 5000 yıllarında Arpaçay’ın dibinde kurulmuş bir yerleşim yeri. Şu anda Arpaçay, Türkiye Ermenistan sınırını oluşturuyor. Doğal bir sınır. Ani o zamanlar 40 kapılı ve 1001 kiliseli, dünyanın 4 kalabalık şehirleri arasında bir şehir olarak biliniyor. Ani’de ayakta kalmış kiliseler ve yapılar kadar büyüleyici olan bir diğer şey de, Arpaçay ve bunun yanında uzanan vadi. Bizle beraber kimse olmadığından, çok sessiz ve çok huzurluydu. Farklı bir diyardaydık sanki.
We went to Ani Ruins with the first light of the day with a car and a driver who we arranged by our hotel. It takes 40 minutes from the city centre of Kars and i could say you can go there with private car easier. Here is what i wanted to see and visit most comparing to other places.  There were no one else except for us because of going there too early. We visited the area and took photos easily. Ani is a settlement which was built on B.C. 5000 adjacent to Arpaçay. Now Arpaçay is the border between Turkey and Armenia. Natural border. Ani was known as one of the most four crowded cities with its 40 doors and 1001 churchs in the world. The other fascinating point of Ani after those church and structural ruins is Arpaçay and the valley. By the reason of the fact that we were alone and there were no other people, it was so quiet and peace. It felt like we were in a different land.
Ani’den sonra Çıldır Gölü’ne gittik. Fakat Aralık’ın başında gittiğimiz için, Çıldır Gölü daha yeni donmaya başlamıştı ve o bilinen görüntüsü daha ortaya çıkmamıştı. Bahsettiğim o bilinen görüntüsü, süslü atlar ve kızaklar. Göremediğimiz için çok üzüldük. Çok zaman kaybetmeden şehire geri döndük ve Kars şehrini turladık. Geniş kaldırımları, Rus mimarisi, 12 Havariler Kilisesi, şehir kalesi ve Fethiye Camii, Kars’ın özeti olabilir. Fethiye Camii bir kaç yıl öncesine kadar kiliseymiş, daha yeni Camii’ye çevrilmiş hele ki 1920’lerde soğan kubbeli tam bir Rus kilisesiymiş. Şu anda da benim en sevdiğim ve beğendiğim yapı burası oldu. 12 Havariler Kilisesi de Camii’ye çevrilerek halkın kullanımına açılmış ve ismi Kümbetler Camii olmuş.
We went to Cildir Lake after Ani Ruins. However, because of going there in the beginning of December, Cildir Lake just started to freeze and there were no those kind of known views. Those known views which i mentioned are fancy horse cars and sleds. We were so upset that we couldn't see them. Without spending so much time, we came back to the city and toured the city of Kars. Large sidewalks, Russian architecture, 12 Apostles Church, city castle and Fethiye mosque might be the summary of Kars. Fethiye Mosque were a church till some years ago, it was just converted to Mosque and even around 1920s, that church was totally a Russian church with its bulbous domes. Now it is my favorite construction and architectural style in the town. 12 Apostles Church was also converted to Mosque and opened to usage of public, and its name became Kumbetler Mosque.
Kars şehir turumuzu tamamladıktan sonra, şehrin popüler buluşma noktası olan Kılıçoğlu Pastanesi’nde çay kahve içip içimizi ısıttıktan sonra, kaz eti yemeden dönmemek adına; Kars Kaz Evi’ne gittik. Kaz eti benim tarzım değildi fakat evelik çorbası otlu bir çorba, tam benim beğenebileceğim bir tarzdı. Ardından tabi ki Kars’tan gravyer almadan da dönmek olmayacağı için, Büyük Zavotlara gidip güzel bir peynir alışverişi yaptık. Benim gibi peynir sever biriyseniz, çantanızı Kars kaşarı, gravyeri ile doldurmanızı tavsiye ederim.
After completing our Kars city tour, we went to Kılıçoğlu Patisserie where all locals meeting point and we warmed ourselves with tea and coffee, after this place we went to Kars Kaz Evi to not go back without having goose meat. Goose meat was not my type but Evelik sopu with some herbs was totally my type. Following to this, going back without buying some Kars gruyere can not happen, we did some cheese shopping at Büyük Zavotlar. If you are a cheese lover, i recommend you to fill your bag with Kars cheese and gruyere.




Hiç yorum yok :

Yorum Gönder